![]() | You are viewing Log in Create a LiveJournal Account Learn more | Explore LJ: Life Entertainment Music Culture News & Politics Technology |
Okula gidiyorum. 8 Saat sonra geri dönüyorum. Kendimi yatakta buluyorum ve yaklaşık 2 saat uyuyorum. Uyanınca duş alıp yemek yiyorum. Kitap okuyorum yada bilgisayarda vakit öldürüyorum. Saat 9-10 falan oluyor. Uyku bastırıyor aslında ama zor da olsa ders çalışmaya çalışıyorum. Ödevlerimi de bir sonraki gün "Ne ödev vardı lan, kim yaptı, ver çabuk" koşuşturmacası eşliğinde yapıyorum. Hafta sonları özlediğim kokuya kavuşuyorum. Arada sırada annemle muhabbet ediyorum. Bir de şu sıralar öğretmenlerin ilgisini çok çekiyorum. Neden acaba, neden?
Careful adlı şarkıyı da sevdim oldukça. "the truth never set me free so, i'll do it myself"
Dünyadaki en güzel terleme şekli bu olmalı. En güzel ter kokusu da.
Başını onun elinin üzerine dayayıp gözlerini kapatmak; sadece elini avcunun içine almış ve o sert vücuduna göre oldukça yumuşak olan dudaklarıyla parmaklarına öpücükler konduruşunu hissetmek. Bu his sonsuza kadar sürebilir.
Sonsuza kadar alnımı alnına yaslayıp; kaşlarını, kirpiklerini, dudaklarını -hatta dudağının üzerideki kabuk bağlamış yarayı- ve sivilcelerini inceleyebilirim. Tüm bunları yaparken kokunu içime çekerim. Nefes almayı unutabilirim. Ama yaşamaya devam ederim.
Sırf sen mutlu ol diye inanmadığım geleceğe yönelik planlarına ortak olabilirim. Roma'da başladığımız balayı Ölü Deniz'de son bulur.
Yüzümün hatlarını keşfedişine gülümseyebilirim dakikalarca. Gözlerimdeki bir mimiğin simetrik olmadığını söyleyişine kızıp "seninkiler de öyledir bence, ben de bir bozukluk olduğunu sanmıyorum" bahanesiyle gözlerinin içine rahatça bakabilirim ve yeşilin her tonuna şahit olurum.
Seni sevebilirim. Aşık bile olurum belki. Seni seviyorum cümlelerime engel olamadığım zamanlar olabilir bir gün. Şimdilik sebebini bilmediğim bir şekilde söyleyemeyebilirim. Ama bunu hissettiğinden eminim.





















